Cinnamon Harika Bir Masaüstü Ortamı Olarak Neden İhmal Edilmemeli? İşte Nedenleri

Her ne kadar ana dağıtımım olarak kullanmasam da, Linux Mint, amiral gemisi ve varsayılan masaüstü ortamı olan Cinnamon nedeniyle sevdiğim ve gelişimini yakından takip ettiğim dağıtımlardan biri.

Cinnamon’un sunduğu kullanıcı deneyimi, insanın aklını başından alacak kadar göz alıcı olmayabilir. Fakat kullanıcıların onu sevmesi için çok daha önemli bir nedeni var: Beklentileri karşılayan, anlaşılır ve çalışırken sıkıntı çıkarmayan bir kullanıcı arayüzü.

Sonuçta bir masaüstü ortamından beklediğimiz de bu değil mi?

Bence Cinnamon, heyecan verici bir deneyim sunmak için bazı şeyleri özellikle doğru yapıyor. Gelin bunlara birlikte bakalım.

> Küçük ama önemli bir not: Cinnamon, 2011 yılında Linux Mint’in başlattığı MGSE çalışmalarından doğdu. Linux Mint’in geliştirici belgelerine göre, yaklaşık altı aylık geliştirme sürecinin ardından MGSE, GNOME 3’ün bir çatalına dönüştü ve Cinnamon ortaya çıktı. Linux Mint 13 ise Cinnamon masaüstünün sunulduğu ilk Linux Mint sürümü oldu.

1. Tanıdık Kullanıcı Arayüzü

Cinnamon ile, özellikle Windows’tan Linux’a geçen kullanıcıların yabancılık çekmeyeceği geleneksel bir masaüstü düzeni elde ediyorsunuz.

Başlat menüsü, görev çubuğu, sistem tepsisi, pencere düğmeleri ve masaüstü simgeleri…

Bunların hepsi yıllardır kullanılan masaüstü bilgisayar anlayışının temel parçaları.

Elbette Windows zaman içinde bu düzenin ayrıntılarını değiştirdi. Ancak temel çalışma mantığı büyük ölçüde aynı kaldı. Cinnamon da kullanıcıyı bambaşka bir çalışma biçimini öğrenmeye zorlamak yerine bu geleneksel yaklaşımı sürdürüyor.

İster Windows kullanıcısı olun ister farklı bir masaüstü ortamından gelin, Cinnamon’un masaüstü düzenini anlamak genellikle oldukça kolay.

Üstelik Linux Mint’in “Hoş Geldiniz ekranı” da yeni kurulmuş bir sistemde kullanıcıya temel bilgiler, ayarlar ve faydalı bağlantılar sunarak ilk adımları kolaylaştırıyor.

Cinnamon’un felsefesini belki de en güzel anlatan kelimelerden biri burada ortaya çıkıyor:

Tanıdıklık.

2. Hafiflik

Cinnamon’u “en hafif Linux masaüstü ortamı” olarak tanımlamak doğru olmaz. Xfce veya LXQt gibi masaüstleri kaynak tüketimi açısından daha mütevazı olabilir.

Ancak Cinnamon’un güçlü tarafı başka yerde.

Modern bir masaüstü deneyimi sunarken kaynak tüketimini makul seviyelerde tutması, onu günümüz bilgisayarlarının büyük bölümünde rahatlıkla kullanılabilecek bir seçenek hâline getiriyor.

İnternette Cinnamon için zaman zaman 4 GB RAM, 100 GB disk alanı ve 1024×768 ekran çözünürlüğü gibi değerler sistem gereksinimi olarak veriliyor. Ancak bunları Cinnamon’un evrensel ve resmî minimum donanım gereksinimleriymiş gibi değerlendirmek doğru değil. Bu değerler daha çok Linux Mint kurulumları için kullanılan pratik tavsiyeler bağlamında ele alınmalı.

Özellikle günümüzde depolama alanı ve bellek miktarları düşünüldüğünde, Cinnamon kullanmak için “çılgınca güçlü” bir bilgisayara ihtiyacınız olmadığı açık.

Elbette Cinnamon’u Linux Mint dışında da kullanabilirsiniz. Debian, Ubuntu tabanlı sistemler ve başka dağıtımlar üzerinde Cinnamon kurulabilir.

Fakat Cinnamon’un en “bütünlüklü” deneyimini Linux Mint ile elde ettiğimizi söylemek pek de haksızlık olmaz. Çünkü Cinnamon, Linux Mint ekosistemiyle birlikte geliştiriliyor ve dağıtımın masaüstü anlayışının merkezinde yer alıyor.

3. Kullanıcı Deneyiminden Ödün Vermeyen Performans

Hafif bir masaüstü ortamı düşündüğümüzde genellikle aklımıza ilk olarak performans gelir.

“Ne kadar az kaynak tüketirse o kadar iyidir.”

Cinnamon ise bu anlayışın biraz dışında duruyor.

Amaç yalnızca kaynak tüketimini azaltmak değil; kullanılabilir, modern ve bütünlüklü bir masaüstü deneyimi oluşturmak.

Animasyonlar, masaüstü efektleri, temalar, simgeler, pencere yönetimi ve çeşitli kullanıcı arayüzü özellikleri Cinnamon’un deneyiminin bir parçası.

Üstelik bunların tamamı kullanıcıyı görsel gösterişe boğmadan sunuluyor.

Cinnamon belki “Bakın, masaüstümde neler yapabiliyorum!” diye bağırmıyor.

Daha çok:

“İşinizi yapın, ben buradayım.” diyor.

Bence masaüstü ortamı için oldukça güzel bir yaklaşım.

4. Varsayılan Özelleştirme Seçenekleri

Özelleştirme konusunda KDE Plasma’nın çıtayı oldukça yükseğe koyduğunu hepimiz biliyoruz.

KDE Plasma’nın sunduğu seçeneklerin tamamını Cinnamon’dan beklemek haksızlık olur.

Fakat Cinnamon da kullanıcıya yeterli miktarda kontrol veriyor.

Masaüstünün görünümünü ve davranışını değiştirmek için çeşitli seçeneklere ulaşabiliyorsunuz. Örneğin:

  • Açık ve koyu temalar,
  • Masaüstü ve panel görünümü,
  • Simgeler,
  • Fare işaretçileri,
  • Pencere davranışları,
  • Panel konumu ve düzeni,
  • Menü ve masaüstü bileşenleri.

Bunların önemli bir bölümüne Sistem Ayarları üzerinden ulaşmak mümkün.

Burada hoşuma giden nokta şu: Cinnamon size özelleştirme imkânı verirken bunu yapmak için masaüstünün her köşesini kurcalamanızı zorunlu kılmıyor.

İsteyen varsayılan görünümü kullanıyor, isteyen biraz kurcalıyor. İsteyen ise “Ben bu masaüstünü kendime göre şekillendireceğim.” diyerek daha ileri gidiyor.

Linux’un güzelliği de biraz burada zaten.

5. Deneyiminizi Renklendirecek Applet ve Desklet’ler

Cinnamon’un eğlenceli taraflarından biri de Applet ve Desklet desteği.

Applet’ler panele eklenebilen küçük masaüstü bileşenleri. Desklet’ler ise masaüstünün üzerine yerleştirilebilen benzer küçük araçlar.

Saat, sistem bilgileri, hava durumu, kaynak kullanımı ve çeşitli yardımcı araçlar gibi pek çok işlev bu küçük bileşenlerle masaüstüne eklenebiliyor.

Bunların yanında Cinnamon’un tema ve eklenti ekosistemi de masaüstünü kişiselleştirmek isteyen kullanıcılara oldukça geniş bir alan bırakıyor.

Dolayısıyla Cinnamon’u ilk kurduğunuz hâliyle kullanmak zorunda değilsiniz. Ama isterseniz hiçbir şeyi değiştirmeden de kullanabilirsiniz.

Bence önemli olan da bu.

Özelleştirme bir zorunluluk değil, seçenek.

6. Kullanıcı Deneyimini Ön Planda Tutması

Cinnamon’un en sevdiğim taraflarından biri belki de bu.

Cinnamon sürekli olarak “Bakın, yeni bir şey yaptım!” deme ihtiyacı hissetmeyen bir masaüstü ortamı.

Gelişiyor, değişiyor, yeni teknolojilere uyum sağlıyor; ancak temel masaüstü anlayışını bir anda altüst etmiyor.

Linux Mint’in kendi geliştirici belgeleri de Cinnamon’un kökenindeki temel yaklaşımın, GNOME 3’ün getirdiği radikal arayüz değişikliğine karşı daha geleneksel bir masaüstü deneyimini korumak olduğunu açıkça anlatıyor. Cinnamon’un bugün hâlâ geleneksel masaüstü paradigmasını koruması biraz da bu tarihsel tercihin sonucu.

Bu nedenle Cinnamon’da kullanıcı arayüzüyle savaşmak yerine onunla çalışırsınız.

Panel oradadır.

Menü oradadır.

Pencereler olması gerektiği gibi davranır.

Masaüstü, masaüstü gibi davranır.

Bazen yenilikten daha değerli olan şey budur.

7. Panel Özelleştirme

Görev çubuğu veya panel, masaüstü kullanıcı arayüzünün ayrılmaz bir parçası.

Elbette diğer masaüstü ortamları da panel veya dock üzerinde belirli ölçülerde değişiklik yapmanıza izin veriyor.

Ancak Cinnamon, panel konusunda kullanıcıya oldukça kullanışlı bir kontrol alanı sunuyor.

Panelin konumu, boyutu, üzerinde bulunan uygulamalar ve çeşitli Applet’ler üzerinde değişiklik yapabiliyorsunuz.

İsterseniz klasik alt panel düzenini koruyabilirsiniz.

İsterseniz paneli farklı bir konuma taşıyabilirsiniz.

İsterseniz Applet’ler aracılığıyla paneli daha işlevsel hâle getirebilirsiniz.

Kısacası Cinnamon’un paneli yalnızca “uygulamaları gösteren bir çubuk” değil; masaüstünün çalışma merkezlerinden biri.

Sonuç: Cinnamon’u Neden İhmal Etmemeli?

GNOME ve KDE Plasma, Linux dünyasının en fazla konuşulan masaüstü ortamları arasında ve bunda şaşılacak bir şey yok.

GNOME farklı bir çalışma biçimi sunuyor. KDE Plasma ise inanılmaz derecede geniş özelleştirme seçenekleriyle öne çıkıyor.

Fakat Cinnamon’u bu ikisinin gölgesinde bırakmak da büyük haksızlık olur.

Çünkü Cinnamon’un iddiası başka.

  • Gösterişten önce kullanılabilirlik.
  • Yenilikten önce tutarlılık.
  • Karmaşıklıktan önce sadelik.

Cinnamon, kullanıcıya masaüstü ortamını öğretmeye çalışmıyor.

Kullanıcının zaten bildiği masaüstü alışkanlıklarını alıp bunları modern Linux dünyasında sürdürüyor. Üstelik bunu yalnızca nostalji uğruna yapmıyor. Cinnamon bugün de aktif olarak geliştiriliyor. Linux Mint’in paket depolarında güncel paketleri yer alıyor; yani proje kesinlikle “geçmişte kalmış” bir masaüstü değil.

Benim açımdan Cinnamon’un asıl güzelliği de burada.

İnsanın aklını başından alan, gösterişli, her köşesinden “Bana bak!” diye bağıran bir masaüstü olmak zorunda değil. Bazen iyi bir masaüstü ortamı, sizi kendisiyle uğraştırmayandır.

Bilgisayarınızı açarsınız. İşinizi yaparsınız. Pencereleri açarsınız, dosyalarınızı yönetirsiniz, uygulamalarınızı çalıştırırsınız. Ve masaüstü bütün bunları yaparken önünüze çıkıp “Ben de buradayım!” demez.

İşte Cinnamon’un bence en büyük başarısı tam olarak budur.

Sıkıcı olduğu için değil; işini iyi yaptığı için sakin.

Ve bu nedenle, Linux masaüstü dünyasında Cinnamon’u kesinlikle ihmal etmemek gerekiyor.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir